ilişki uzmanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişki uzmanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2015 Pazar

Sütümü Başkalarına Verdiler Anne!

(PS: Açık olmak gerekirse uzun uzun bu postu yazmıştım tee bir kaç hafta öncesinden gecenin köründe. Ama zaman geçip okuyunca çok gereksiz olduğunu düşündüm. Bu yüzden abartmadan tekrar anlatıyorum)

Bu iki kere buluşup duygular beslediğimi düşündüğüm arkadaşımıza ben uzunca kendi duygularımı yazdım, sonuna da bir "Çok özledim." iliştirdim. O da ertesi gün buluşalım dedi. Planladığımız gibi buluşma saatine yakın haber bekledim ama gelmedi. Bu yüzden yurttan çıkmadığım için kendimi alkışlıyorum bir de orada sap gibi beklemek vardı. Birileriyle kavga mı etmiş ne, ondan gelememişmiş. Ertesi gün buluşmayı önerdi ve kabul ettim. (nedenini sormayın, ben de bilmiyorum ^^) O gün vizem vardı, vizeden çıktık, arkadaşlarla takılıyorduk; onlar dağıldı vs derken ben beklemeye koyuldum. Öğlen 12 de biten vizemden sonra akşam 7'ye kadar onu orada bekledim ve gelmedi. Mesaj atıp sordum. "Oturuyorum kalkarım birazdan." gibisinden bir cevap verince bende gelmesinin iki saati aşacağını, o yüzden beklemeyeceğimi ve çok üşüdüğümü yazıp arkadaşımla kalktık en yakın alış-veriş merkezine doğru yola düştüüm. 

Otobüstekilerin -nedense artık- hepsi erkek idi. Bir yanımdaki arkadaşım kız bir de ben :D Öhüm neyse, havadan sudan konuşuyorken rastgele telefonumu çıkardım ki ne göreyim, o arıyor! Nerede olduğumu, ne yaptığımı sordu. O kadar çok uzatıp, o kadar çok soğuk cevaplar verdim ki ben bile kendime şaşırdım. Normalde şıp diye söyleyen ben 10 dakika kadar onu soru sormak zorunda bırakıp öyle cevaplar verdim. Aktarma yapacağım istasyona doğru geliyordu (!), "Belki buluşuruz?" gibisinden bir anlamla söylemeye çalıştığı o cümleyi "Ahaha aktarma yapıyorum ben de" diyerek terslerdim (Oscar goes to Kedicik). Ertesi gün buluşmak istediğini, benden söz alırsa bir aksilik çıkmayacağını filan söyledi ben de kabul ettim.

Ertesi gün oldu geç kaldım buluşmaya 10 dakika kadar. Gittim yanına ki bu güneşe doğru oturmuş çekmiş şortları o soğukta, titremeyle karışık yanıyor. Ceketimi bilerek yanımda getirmiştim bir ağaca yaslanıp çimenlerde oturmak istiyordum çünkü. Zorla ikna ettim beyefendiyi ve bir ağacın altına geçtik. Açtı Hornet'i bana ortam gösteriyor. Sinirlendim onun anlattığı hikayeleri dinlemeyi bıraktım ve arkadaşlarıma mesaj yazmaya başladım. 

"Ayıp olmuyor mu? Burada sana bir şeyler anlatıyorum." dedi.
"Her buluşmamızda Hornet'i açıyorsun, senden hoşlandığımı söyledin ve buluştuk. Cevabın bu mu?" dedim ve titredim soğuktan. Bu da doğruluverdi, gidiyor sandım el salladım gülerek. O da banklara geçmemizi önerdi - ben üşüyorum diyeymiş hah -. Beni biriyle tanıştıracağını söyledi.

"Bana sordun mu ?" dedim. BUNU CİDDEN DEDİM KENDİMİ SEVİYORUM <3<3

Güldü geçti tabii. Banklara geçtik birisi geliyor karşıdan ki Yüce İsa aşkına! O ne?
4 çizgili yeşil adidas eşofman altıyla bir oğlan(oğlanlardan özür diliyorum) kırıtaraktan geliyor ama ı bileği kimse o kadar kıramaz! 

"Selaaaaaaam" diyerekten kikirdedi ve sokuldu yanına bunun. Ben de böyle ağzım açık kalakaldım. Dinlemeyi kestim tabi ondan sonra. Bende beyin yandı çünkü. Bir ara benimkinin saçını kestirme meselesi açıldı onu dinledim.

"Neden kestirdin ?"
"Çok sıkılmıştım ya , gittim mahalle berberime oturdu..."
Ben atlıyorum araya : " O da ortadan tren rayı mı açtı? Ahahaha" (Kedi! Kedi mal mısın Kedi!)
Bunlar bakakaldılar tabii , ben de geri yaslanıp ceketimin içinde kayboldum. Ardından gözlerim ıslanmaya başlayınca kalktım gideceğimi söyleyip. 3-4 adım attım. Dönüp "Tanrı sizi kutsasın" dedim ellerimi birleştirerek...

Burada zekama bir dakikalık saygı duruşu istiyorum. Sessizlik....

Abi sen mal mısın yea? Neden Kedi, neden??? Why yani gülüm? :(

Sonra ağlaya ağlaya yurda döndüm tabii. Ne aradı, ne sordu ne de başka bir şey.
Horneti sildim falan. Ağır depresyon dönemi :D 

Sonra eski sevgilime yazdım :D ahaha bu da bir sonraki postumun konusu olsun ^^

Sağlıcakla kalın ve siz siz olun benim gibi dönüp "Tanrı sizi kutsasın!" demeyin, gayet cool bir çıkış olabilecek durumu batırmayın! 

Meow Meow~

17 Mart 2015 Salı

Bir Türk Filmi Klasiği; Fortlanmak + Toplu Taşıma Tacizleri

Eveet. Duşumu aldım, maskemi yaptım ve olmazsa olmazım çilekli sütümü içerkene sizlere sıkıcı hayatımdan bir "Annyeong!"(Küfretmedim Annyeong Korece'de Selaam/Merhabaa dimek.)

3 önemli (ıı bir tanesi size o kadar da önemli gelmeyebilir kkk ~) event meydana geldi son yazımdan beri. Hornet denilen uygulama ile biriyle buluşacak cesareti gösterdim, Asya'nın göbeğinden gelen lenslerim sayesinde gözlüklerimden kurtuldum, metroda tacize uğradım.

Evet evet. Bayağı travma atlattım sayılir. İyiyim ama. Yani umarım iyiyimdir. Şimdi İzmirli gençler bilir Göztepe ve Karşıyaka meselesini. Azılı rakiplerimiz sağolsunlar bazen çizgiyi aşabiliyorlar. Öhüm neyse. Ben yurtta kaldığımdan kargo alamıyorum. Geliyor, idare alamıyor ve yetmiyor bize haber verilmiyor. Bu yüzden kargomun kaybolmasından korkarakadres olarak okuldan samimi bir arkadaşımınkini verdim. Kargo gelmiş ama ailesi durumu açıklayamamışlar. PTT görevlisi beni aradı ama nasıl ukalayız.

"Siz o adreste ikamet(umarım böyle yazılıyordur) etmediğinizden kargonuzu teslim de edemedim ihbar belgesi de bırakamadım. Telefonunuzu görmesem kargoyu çoktan geri göndermiştim. -Bu arada ben durumu açıklıyorum - Yani ben bu kargoyu merkez şubeye ihbar edeceğim. Onlar geri postalamadan siz bir gidip deneyin şansınızı. Artık görevlinin insafına kaldınız. Dıt dıt dıt..."

Bu konuşmayı da okula giderken yaşıyorum tabii bende moral 0. 1 ay bekledim o kargo için ben lan. Merkez şube de ebesinin hörekesinde. Git Allah git. Neyse ertesi gün haftasonuydu ve ben internette araştırıp Merkez Şubelerin Cumartesi günleri öğlene kadar açık olduklarını okudum. Bir umut çıkıverdim yola. Gittim ama geç kaldım tabii kapalıydı. Dönerken metro istasyonu tıklım tıklımdı. Göztepe'nin maçı varmış. Ağzına kadar dolu olan trene binmeye çalıştık tabii ite kaka. Ben de kapının hemen önüne kaldım. Tam karşımda da 10-15 kişlik bir Göztepeli grubu var. Birisi aniden yanıma yaklaştı ve kıkırdayarak "Bakın burada ne buldum." dedi. Diğerleri katıla katıla güldüler ve ardından kalçamın hemen altına tekme yedim. Ne olduğunu anlamak için döndüğümde birini yerde gördüm. Herhalde sendeledi ve düşerken istemsiz olarak ayağını bana doğru savurdu diyerekten önüme döndüm ama belimde bir baskı var. Birileri dirseğiyle(olduğunu düşünüyorum) beni dürtüyor. 1 olur 2 olur 3 olur. Bunlar gülmeye devam ediyorlar. Başta bana sırıtan arkadaş da "Istersen arkanı kapıya dön kardeş *hahahahha* ne olur ne olmaz" diye kahkahayı patlatmasın mı? Bunlar aynı anda bana dokunmaya başladılar. Biri parmaklarını pantalonumun arka cebine sokar diğeri baldırımın arkasını okşar. Terliyorum sinirden, çok fazlalar yardım çağrısı atarcasına insanların gözlerinin içine bakıyorum. Hepsi kafayı çeviriyor. Yardım edin diye sesleniyorum kimse duymuyor.

Daha o kadar salağım ki "Müsaade eder misiniz?" diye sorup bir sonraki durakta iniyorum. Orada da peşmden geliyorlar ve ben aktarma yapacağım onları kaybetmek için. Özel firmanın metrosune doğru ilerlerken kendimi hem ağlar hem koşar halde buldum. Kalabalığı gördüğüm yerde aralarına dalıyor, ortalarında saklanıyordum. Böyle böyle ilerlerken kendimi kaybettirdiğimden emin olunca rahat rahat ağlayıp yurda döndüm.

Kedicik cidden çok korkmuştu. Titreye titreye saklanacak bir delik ararken yine bir başına olduğunu hatırlamak biraz ağırdı...

~

1 Mart 2015 Pazar

Aile Kurmak ve Aile Olabilmek

Ben hiç bir zaman bir aile olduğumuza inanmadım ki bu durumun en büyük örneği kendilerini zerre alakadar etmeyen bir konudaki tercihimi öğrenen ailemin tutumuydu.

Oda arkadaşlarımla aram çok kötü. Duş jeli veya şampuan kullanmayı bilmediklerinden içerisinin kokusu gerekse yataklarından yayılan koku yüzünden sürekli olarak uyarmaktan artık ben yoruldum. Sifon çekmeyi bilmeyen bir çift zekanın klozet kapağını kapadım diye benimle tartışması da ayrı saçmalık. Yemekhanede ekmek yememem "gavur" olarak damgalanmama sebep oldu. Canım istediğinde en yakın Kipa'dan gidip meyve almam da "zengin züppe" diye anılmama....

Tabii bu can sıkıntısını aileme anlatmayı daha senenin başından kestim. Ne zaman açıklasam sorunlarımı "Sen istedin orada okumayı katlanacaksın." dediler. Ve ben bu saçmalığı çekmeye devam ettim.

Pizza yemeye götürdüğüm barzolar hayatlarında pizza yememişler cidden. "Ben yedim pizza ya severim" dediler. Ben de karışmadım ne seçtiklerine ya da düşüncelerine. Ben pizza uzmanı sayılmam ama en azından bilmediğim bir şeyi yerken damak zevkimi anlatır ona göre yardım isterim ki sevmeyeceksem bile en azından damak tadıma yakın olsun diye. Tabii yedikten sonra da "Aynı fiyata iskender yerdim ben be. O neydi lan öyle" muhabbetiyle karşılandım ki bu da o zengin züppe olayının temel taşı oldu. Gratis alışverişlerim onların çok ilgisini çekiyor çünkü bırakın kozmetik satan bir shop a girmeyi kozmetik reyonundan kendilerine deodorant almaya bile çekiniyorlar.

Anneme anlatıyorum olanları. Sonra gece gece telefonla konuşma muhabbeti çıktı ve kavga oldu odada. Biri birine gıcık olunca doğal olarak her hareketi gözüne batıyor. Bu yüzden de bir sürü salak saçma konudan kavga çıkıyor. Annem az önce beni aradı ben de meşgule alıp mesajla dönecektim. Açıklamasını yazıyordum ki tekrar aradı açtım kısaca görüşüp kapadım hemen arkadan laf yedim tabii ki. Ondan sonra ben anneme uzun uzun mesajları attım arkasından benden 5 yaş küçük kardeşim ağzıma etti affedersiniz. Demediği şey kalmadı ve ben hayretler içerisinde okudum mesajları. Neye uğradığımı şaşırdım. Nereden buluyordu bu saygısız davranabilme hakkını biliyordum.


Ailem beni sürekli ezdi ve kardeşlerim ezince de doğru bir şey yapıyorlarmış gibi güldüler. Onların da bilinç altına  "Onu ezmek doğru bir şeydir"şeklinde bir yapı oturdu. Semesterdan bu yana ağlamadan geçen tek bir günüm bile olmadığı için aileme buradan teşekkür ederim.

"Sizleri sevmeye ve güvenmeye çalıştıkça elinizden geldiği kadarıyla beni itiyorsunuz. Sizden uzaklaşıyorsam bu sizin yüzünüzden teşekkürler." (asla okuyamayacakları mektubumdan kesit.)

Kedi Depresyonda
 ~

22 Şubat 2015 Pazar

İlk Patiler...

İlkbahar Geliyor !

Kedimiz ilkbahar doğumlu olma olup kış manyağı olmasındaki ana etkenlerin doğduğu saatlerde yağan sağanak yağmur ve arkasından gelen fırtına yüzünden yaşanan kış soğuklarının olduğunu düşünüyor. (Yazar burada kurduğu cümleye tekrar bakar ve gözleri dolar.)

Yine lise yıllarımdan birinde semester biteli çok olmamıştı. Yine can sıkıntımdan çeşitli sosyal ağlarda sürekli birileriyle konuşma çabası içindeydim ama kimse benim kafama uymuyordu. "Neden dışarı çıkıp ortama göz atmadın?" diye soracak olursanız;
1. Antisosyal ve çekingenin önde gideniyim.
2. O zamanlarda yaşadığım ilde herhangi bir homosexuel belirti gösterdiğiniz an ya aileniz tarafından öldürülüyor, ya da halk (bu hakkı kendilerinde nasıl buluyorlar hala anlamış değilim) tarafından şehirden uzaklaştırılıyordunuz. Gerçi hala öyle değişen bir şey yok yani...

Neyse öhüm. Deli gibi bir sıkıntı var üzerimde ki sormayın. Bir de o zamanlar facebook üzerinden çok büyük olaydı bu gay hesaplar. Herkes popüler, herkes bir aileye mensup, sürekli partilemeler, "Ay dün çok eğlendim. Çokkiseldi." ler. Ben de kuduruyorum bu profillere girip girip. Fotoğrafımı yükleyecek cesareti de kendimde yeni bulmuşum(; zira çevremin verdiği baskı yüzünden nereye gidersem gideyim üzerimden hiç silinmeyecek bir şüphecilik ve çekingenlik yerleşmiş durumda üzerime.) doğal olarak daha bir çekingen davranıyorum beğeni alırsam da dünyalar benim oluyor. Sevilebileceğime inanıyorum hani. Şimdi ben böyle takılırken birileriyle sanaldan ilişkisi var modunda bir şeyler yaşadım. Tabii bunlardan biri vardı ki kilit nokta o. Kendisi 10 15 kişiyle hem gerçek hayattan hem sanaldan gerek evlerine giderek, gerek ormanda, gerek fotoğraflaşarak ilişki yürütüyormuş. Benim de kendimi yeni kabulleniş dönemlerim nasıl mutluyum benden hoşlanıyor diye (noob).

Ardından ayrılıyoruz. Bende de ergenliğin görüp görebileceği en büyük depresyon belirtileri var. Bla da bla. Çok pişmanım tabii gençliğimi heba etmişim de, ah da vah da (ne gençlik ama haha) muhabbetini yapmadım değil ama yani şimdi geçmişte kaldı naapabilirim. Neyse. Birisinden mesaj geldi.Tanımadığım etmediğim bir insancık. Profil fotoğrafında 11-12 yaşlarında bir çocuk. Dedim "Nooluyoruz?" Konuşuldu, edildi ve eylenildi(eğlenmek değil; eylemek. Lüffen yapmayın pls.)

Bu bizim Kilit Noktası'nın benimleyken fingirdediği bir arkadeşceğizimizmiş. Bayağı anlattı işte şurdanım, şu markanın modelliğini ve mankenliğini yaptım (tipin model ve mankenle alakası yok!), babamın şu şirketi var. Şöyle zenginim böyle popiyim. Muhabbeti bayağı iyidi sarıyordu. Telefon numaramı istedi ki ben ilk defa birine telefonumu veriyordum LOL. Sonracığıma, o gece sabah 4'e kadar konuştuk. Doğal olarak soracaksınız... Bu benim eskimin eskisiyljsgş ve ben onunla sabah 4'e kadar konuştjnfask . Evet malım.

Teklif etme çıkma muhabbetinden bahsetmiyorum yolun gidişatı belli zaten. 1.5 sene arkdşlr. 1.5 sene. Lan ne kontör(o zamanlar tl ye alışamadıydım.) gitti ona be. Neysem. Bu arkadaşımızın adı Çakma Manken. Birazdan kimin kim olduğu karışacak çünkü haha. Kendisi öküzün önde gideni olma vasıtasılığını yerine 5 Pek İyi ile yerine getirirken arada 3 Orta ile romantik olabiliyordu. ( Karnesine yazdım annesine; romantik filmler eşliğinde sevgili nasıl mutlu edilir? temalı bir taktiksel muhabbet, çocuğunuzun bu dersinden Pek İyi ile geçmesinde büyük rol oynar. Pls  dikkat ediniz.) Bir gün telefonda konuşuyoruz. Konu kitaplardan açıldı. Hangi kitapları okumak istiyorsun aklında var mı? diye soruverdi. Ben de yardırdımasdas . Tamı tamına 1 hafta sonra... Adını verdiğim her kitap... Kapıyı açınca kucağıma verilmişti... Ne ağlamıştım ama (noob).

Sonra işte ayrıldık. Kendisi telefondayken bayılmış numarası yaptı filan .........(milyon tane nokta)
(Babamın yakalayıp beni öldürmek için ıssız bir yere çekişini sonra anlatacağım.)

Velhasııl kelam. Şimdi. Bende son 3 senedir manyak gibi Kore ve Kore Ürünleri (ahaha.) tutkusu başladı. Sürekli bir Koreli arayışı içerisindeyim. Ama nasıl öyle böyle değil. Bileniniz vardır belki;
interpals.net ve studentsoftheworld.com gibi siteler aracılığıyla yabancılarla tanışabiliyoruz. Ben de her gün aralıksız oralardayım. Sırf çekik yüzü göreyim diye. Akıllı telefona yeni geçişim. Kik denilen bir uygulamayı keşfettim. Google Play'de bir de nickimi paylaştım. Şööyle 6 ay sonraları falan. Birisi yazdı ama nasıl yakışıklı Ya Rab! (tövbest.) Konuştukça ortak noktalar filan derken bu Japon hayranı çıktı. Kendisi Alaman-Türk karışımı bişi. E doğal olarak sarışın.....!! Konuştukça bu bana bakar mı lan? oluyorum ama o kadar uzun zamandır da birileriyle görüşmediğimden ilgi açlığım tavan durumda. Verdiği ilgiyi direk mideye indiriyorum. Şimdi burası çok karışık ve oldukça komik... Fotoğraflarla açıklayacağım.
Andreja Pejic - Androjen Model olarak tanınır. Yanlış bilmiyorsam cinsiyet değiştirdi.
Bana yollanan ilk fotoğraf bunun tıpkısın maskülen hali idi.
Ve uzun uzun konuştukça ben Koreli beğendiğim ünlüleri(idoller) anlatıyordum ona. Bayağı da kıskanıyorduk hani (yersen.) Bir de şu var fotoğraf da istedim çakmağıyla. Not alın bunu.

Lee Chi Hoon - Ulzzang(Korece'de Yüz Güzeli anlamına gelen bu terim, göze güzel görünen ve model olarak çalışan insanlara verilen bir nevi ünvan.)
Bir kaç gün sonra buna dönüştüğünü söyledi. Tabii bende beyin felç. Almadı yani. Kaldıramadım. Ha ne oldu ? Sorgulamadan devam ettim. (hönk.)


Eveet ve bu arkadaş İzmir'de yaşadığını filan söylediğinden ben de buraları tercih edip geldim . Ne oldu ? Kendileri kız çıktadlfnafl ... Otobüsteyken terkedildim lan nasıl ağladım siz tahmin edin.

Bu hayatımın şimdiye kadarki aptallıklarımın bir traileri idi. Umarım biraz da olsa okurken eğlendirebilmişimdir sizleri. Ayrı ayrı uzun uzun anlatacağım ilişkilerimi de :P (hala vakit varken kaçın)

Bye~

Yeni Evlat Edinilen Şapşirik Kedi

Merhaba!

Ben Kış Kedisi ^^ 18 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. İlgi alanlarımın ve zevklerimin farklı olduğunu keşfettiğimden beri dünyaya daha renkli bakmayı öğrendim. Burada bizim gibi bir çok arkadaşımız olduğunu gördükçe ben de yazacağım diye bir heves kabarıverdi içim...

Tabii ki hepimizin anlatacak bir sürü hikayesi, derdi, umutları ve hayalleri var. Ama aramızda benim kadar saçmalayan bir insancık olduğunu hiç sanmıyorum. Bunları buraya yazayım ki ders olsun sizlere, kulaklarınıza küpeler takın üst üste....

Bu kedicik antisosyalin önde gideni. Bu yüzden yardımlarınızı esirgemezseniz çok memnun olurum ^^

Şimdilik bu kadar. Gerçekten sıkıcı hayatımı merak edenler olursa seve seve anlatacağım.

Bye ~