Uzun süredir görüşmüyoruz. Bu yüzden mini bir özetle olanları anlatacağım ve asıl yazıma döneceğim...
Ailemin yanına bir haftalığına döndüm. Bu süreç boyunca babam Helix Piercing diye geçen kulağımızın üst kısmındaki kıkırdağa açılan deliğime taktığım küpeye kızdı. 2 sağ kulağımda 2 de sol kulağımda deliklerim var. Helix'i de sayarsak sağda 3 tane oluyor. Diğerleri boştu ve helixteki küpe saçlardan görünmediğinden takıyordum, kapanmasın diye. "Ben sana burada küpe takılmayacak demedim mi?" diye bir çıkış yapıldı ama ben sesimi bile çıkarmadım. O da uzatmadı. Bershka'dan 2 skinny almıştım. Üzerimde kötü durmadıklarını düşündüğümden kardeşlerime yollamıştım. Onlar da beğenince anneme göstermelerini istedim ki o sonrada babam görmüş.(Neden yaptığımı soruyorsanız, o an olacaksa kavga olsun istediğimden. Daha sonra öğrenirlerse çıkacak kavgayla uğraşmak istemediğim için.) Oraya gittiğimde o konudan muhabbet açıldı. "Neden getirmedin? Yırtacaktım onları" vs gibisinden söylemler... Yine ses etmedim ve yine uzamadı konu.
Gel gelelim yoldayken eski sevgilimin ask.fm hesabına takma isimle yazdım ve en sonunda bayağı muhabbet edip beni tanıdığında konuşmak istedi. Beni aramasını veya mesaj atmasını istemedim. Zira yakalanma olasılığım yüksek olurdu. Snapchat hesabı açtım. Oradan konuştuk vs. Neden yazdım ben de bilmiyorum. Boşluğumda ne yapacağını şaşırdığımdan mıdır, nedir? Bir de yetmedi benim 4 buluşmaya gelmeyen öküzüm bana "Piremses (Gülücüklü emoji x 3)" yazıp yolladı. Sonra cevap vermedi(WTF!?)...
Oradayken annemle muhabbetimiz bir nebze soğuk olmasına rağmen her zamankinden iyiydi. Kardeşlerim de bana oldukça sıcak davrandılar. Babam da beklemediğim bir derecede samimi idi. Ama inanın içimdeki "aile" boşluğunu doldurmadan geldim. O samimiyet ve sıcaklıklarına sığınabilirdim ama yapmadım, yapamadım. Onlara sığınıp güvendikten hemen sonra üzerine yattığım pamuktan yatağın bir kırık cam havuzuna dönüşmesinden korkuyordum - çok geçmeden de gerçekleşeceğini biliyordum.
Sevgililerimde aradığım özelliklere bakınca genelde "Baba" rolünü üstlenebilecek birirlerini beğendiğini fark ettim. Hayatımdaki eksikliği başka bir yerden tamamlamaya çalışıyordum yani. "Acaba babam benimle daha yakın olsaydı gay olmaz mıydım?" diye düşünmüşlüğüm çoktur. "Böyle olmaktan nefret ediyorum." dediğim de...
Ben model ve dansçı olmak isteyen bir arkadaşınızım. Bu yüzden de elimden geleni yapmak istiyorum; üniversite hayallerim bunlarla başlıyor. Ama maalesef buraya geldiğimden beri bir etkinlik gösteremedim. 5 aydır çöküş yaşıyorum. Kısa bir zamanda toparlarım diye umuyordum. Ama boşluğa doğru itilmeye devam ediyorum. Dans okuluna gitmeyi ya da bir stüdyo kiralamayı çok istiyorum ama param yok. İşe girmek istiyorum ama okul saatlerim uymuyor, her iş veren deneyimli eleman arıyor. Deneyimim 0. Modellik için ajanslara başvurmak istedim ve başvurdum. Fotoğraf çekim ücreti istediler yine param yok. Kahrolası para. I hate you b*tch.
"Ev"deyken fark ettiklerimden biri de "evde" olma hissiyle uyuduğum bir gecelik uykunun, İzmir'deyken uyuduğum tüm uykulardan daha değerli oluşuydu. Evet aşırı ince düşünen aşırı detaycı bir psikopatım, biliyorum(Bu yüzden "İç Mimar olmalısın!" diye çok fazla feedback aldım.)
Bu kadar özlediğim ve sığınmak istediğim ailemden nefret ediyorum; istediğim yönde kariyer edinmemi engelliyorlar, beni sadece çocukları olduğum için bile(!) sevemiyorlar ve asla ama asla yanımda olmadılar. Açıkçası kardeşlerime de aynı tavrı gösterseydiler mutlu olurdum. Biliyorum çok bencilce ama keşke onları da benim gibi sevmeselerdi.
Bilgisayarım önümde açık; yazmak, anlatmak istediğim çok şey var. Ama maalesef oda arkadaşımı rahatsız ettiğim için telefonumdan yalan yanlış yazıveriyorum. Yurtta olmaktan da nefret ediyorum. "Bir eşcinselin hayatı" temalı bir film çekmesi için Mahsun Kırmızıgül'e gidesim var. Başrol ben olmak istiyorum. Ailemi de oynatsınlar. Çok tutulur eminim ki ... (LOOOOOL)
Ve Pisicik öyle büyük bir sıkıntıyla geri döndü ki bunu açıklamanın bir yolu yok.
Bye,
Purr
Kış Kedigillerinden olduğuna inanılan, kar taneleriyle aşk yaşayan antisosyal bir üniversiteli.
29 Nisan 2015 Çarşamba
5 Nisan 2015 Pazar
Sütümü Başkalarına Verdiler Anne!
(PS: Açık olmak gerekirse uzun uzun bu postu yazmıştım tee bir kaç hafta öncesinden gecenin köründe. Ama zaman geçip okuyunca çok gereksiz olduğunu düşündüm. Bu yüzden abartmadan tekrar anlatıyorum)
Bu iki kere buluşup duygular beslediğimi düşündüğüm arkadaşımıza ben uzunca kendi duygularımı yazdım, sonuna da bir "Çok özledim." iliştirdim. O da ertesi gün buluşalım dedi. Planladığımız gibi buluşma saatine yakın haber bekledim ama gelmedi. Bu yüzden yurttan çıkmadığım için kendimi alkışlıyorum bir de orada sap gibi beklemek vardı. Birileriyle kavga mı etmiş ne, ondan gelememişmiş. Ertesi gün buluşmayı önerdi ve kabul ettim. (nedenini sormayın, ben de bilmiyorum ^^) O gün vizem vardı, vizeden çıktık, arkadaşlarla takılıyorduk; onlar dağıldı vs derken ben beklemeye koyuldum. Öğlen 12 de biten vizemden sonra akşam 7'ye kadar onu orada bekledim ve gelmedi. Mesaj atıp sordum. "Oturuyorum kalkarım birazdan." gibisinden bir cevap verince bende gelmesinin iki saati aşacağını, o yüzden beklemeyeceğimi ve çok üşüdüğümü yazıp arkadaşımla kalktık en yakın alış-veriş merkezine doğru yola düştüüm.
Otobüstekilerin -nedense artık- hepsi erkek idi. Bir yanımdaki arkadaşım kız bir de ben :D Öhüm neyse, havadan sudan konuşuyorken rastgele telefonumu çıkardım ki ne göreyim, o arıyor! Nerede olduğumu, ne yaptığımı sordu. O kadar çok uzatıp, o kadar çok soğuk cevaplar verdim ki ben bile kendime şaşırdım. Normalde şıp diye söyleyen ben 10 dakika kadar onu soru sormak zorunda bırakıp öyle cevaplar verdim. Aktarma yapacağım istasyona doğru geliyordu (!), "Belki buluşuruz?" gibisinden bir anlamla söylemeye çalıştığı o cümleyi "Ahaha aktarma yapıyorum ben de" diyerek terslerdim (Oscar goes to Kedicik). Ertesi gün buluşmak istediğini, benden söz alırsa bir aksilik çıkmayacağını filan söyledi ben de kabul ettim.
Ertesi gün oldu geç kaldım buluşmaya 10 dakika kadar. Gittim yanına ki bu güneşe doğru oturmuş çekmiş şortları o soğukta, titremeyle karışık yanıyor. Ceketimi bilerek yanımda getirmiştim bir ağaca yaslanıp çimenlerde oturmak istiyordum çünkü. Zorla ikna ettim beyefendiyi ve bir ağacın altına geçtik. Açtı Hornet'i bana ortam gösteriyor. Sinirlendim onun anlattığı hikayeleri dinlemeyi bıraktım ve arkadaşlarıma mesaj yazmaya başladım.
"Ayıp olmuyor mu? Burada sana bir şeyler anlatıyorum." dedi.
"Her buluşmamızda Hornet'i açıyorsun, senden hoşlandığımı söyledin ve buluştuk. Cevabın bu mu?" dedim ve titredim soğuktan. Bu da doğruluverdi, gidiyor sandım el salladım gülerek. O da banklara geçmemizi önerdi - ben üşüyorum diyeymiş hah -. Beni biriyle tanıştıracağını söyledi.
"Bana sordun mu ?" dedim. BUNU CİDDEN DEDİM KENDİMİ SEVİYORUM <3<3
Güldü geçti tabii. Banklara geçtik birisi geliyor karşıdan ki Yüce İsa aşkına! O ne?
4 çizgili yeşil adidas eşofman altıyla bir oğlan(oğlanlardan özür diliyorum) kırıtaraktan geliyor ama ı bileği kimse o kadar kıramaz!
"Selaaaaaaam" diyerekten kikirdedi ve sokuldu yanına bunun. Ben de böyle ağzım açık kalakaldım. Dinlemeyi kestim tabi ondan sonra. Bende beyin yandı çünkü. Bir ara benimkinin saçını kestirme meselesi açıldı onu dinledim.
"Neden kestirdin ?"
"Çok sıkılmıştım ya , gittim mahalle berberime oturdu..."
Ben atlıyorum araya : " O da ortadan tren rayı mı açtı? Ahahaha" (Kedi! Kedi mal mısın Kedi!)
Bunlar bakakaldılar tabii , ben de geri yaslanıp ceketimin içinde kayboldum. Ardından gözlerim ıslanmaya başlayınca kalktım gideceğimi söyleyip. 3-4 adım attım. Dönüp "Tanrı sizi kutsasın" dedim ellerimi birleştirerek...
Burada zekama bir dakikalık saygı duruşu istiyorum. Sessizlik....
Abi sen mal mısın yea? Neden Kedi, neden??? Why yani gülüm? :(
Sonra ağlaya ağlaya yurda döndüm tabii. Ne aradı, ne sordu ne de başka bir şey.
Horneti sildim falan. Ağır depresyon dönemi :D
Sonra eski sevgilime yazdım :D ahaha bu da bir sonraki postumun konusu olsun ^^
Sağlıcakla kalın ve siz siz olun benim gibi dönüp "Tanrı sizi kutsasın!" demeyin, gayet cool bir çıkış olabilecek durumu batırmayın!
Etiketler:
eski sevgili,
eşcinsel aşk,
gay date app,
gay love,
hornet,
ilişki uzmanı,
ilk buluşma,
ilkbuluşmam,
kedi
30 Mart 2015 Pazartesi
Kedi Aşık Olmuuş
Merhaba Patigiller!
Favorimi bulana dek size her yazımda farklı isim takmaya karar verdim kusruma bakmeyiniz efennim.
Bizim bu mal, aptal, özürlü ya da deli Kedimiz yeni yeni açılan bir insan. Kurduğu duvarlarını yeni yeni açıp "Ben de varım! Ben de bir bireyim!" demeye yeni yeni başladı. Bu yüzden güven onun için en büyük faktördü. Birileriyle yazışmaya başladı (Ah o Hornet yok mu ah!) ve birileriyle buluştu. O kadar samimi ve sıcaktılar ki başta çekindi, ürktü (tipik kedi). Sonra o sıcaklık ona o kadar büyük bir güven vermeye başladı ki onu kendine sığınak belledi, gözleri, kalbi, teni hep onu arar oldu.
Evet ben aslında tam anlamıyla birilerine kendimi vermedim ki veremem bu kadar sürede "Al bu kalp senin tapulu malındır!" gibisinden... Ben sadece çok güvendim. Ki çok zor güvenirim. Güvenim yıkılırsa da tekrar kurmak çok zor olur. Evet, birileriyle buluştum. Konuştuk, bana ortamı gösterdi, yağmurda aynı şemsiyenin altında onun omuzuna yattım (yazar burada özlemle gülümser), elimi tuttu (telefonuna dokunmayayım diyeydi ama tuttu yani banane) vee öptü diyemem öpmedi pislik.
Sadece iki kere buluştuk. Ve ben ilkine giderken hazırlanmamıştım bile, ikincisine ise o kadar çok hazırlandım ki bilse sırf ona üzülürdü yine bu olmazdı :/ Deli gibi yağmur yağıyor, her yer karanlık, gökyüzü magentadan eflatuna geçiş yapıyor, onun kolu benim omzumda, benim başım onun omuzunda, elim elimde ve sıcaklığını hissediyorum teninden yayılan o tatlı kokuyla. Kendime kızıyorum şu an neden öpmedin diye. Akıl işte. Neys. Bu ona güvenme, gözlerimin onu araması, "Nerededir acaba?" diye düşünme evlerine ne zaman geçtim ben bile fark edemeden kendimi onun fotoğraflarına bakıp "Ne güzel gülümsüyor öyle şerefsiz yaaa (yazarın içi eridi kalmadı bittiiii)" diye iç çeker halde buldum. Durum bu haldeyken ağzını aramaya gerek kalmadan direk "Biz arkadaşız." mesajını ekranımdan çıkarıp yüzüme şöyle şaklata şaklata vuraraktan beni kendime getirdi.
Olmayan aşk hayatım boyunca görebileceğiniz en olgun halimle zerre acı ve pişmanlık duymadan (Artık yalandan nevri dönen yazar yavaştan çarpılmaya başlar) ona "Biz daha fazla konuşursak işler kötü yöne gidecek. Ben sana doğru çekiliyorum ve şu an uzaklaşmazsam ben acı çekeceğim ve sen ya kendini yırtacaksın kalbimi kırmadan konuşmayı kesmek için veya reddetmek için, ta da rahatsız bir şekilde direk konuşmayı keseceksin gördüğün yerde yüzüme bakmayacaksın, çünkü benden hoşlanmıyorsun biliyorum." yazdım ve yollayıp uyudum (gülmeyin).
O kadar korkmuştum ki cevabından , o kadar hazır değildim ki kaçtım. Ve o uyuz ne yazmış, "Sen öyle istiyorsan *3 Tane Utanmış Smiley*" ..........!!!!!
Arkadaş kalalım falan dese bari ona bile "Mesudum çok mesudum!" diyerekten kırlarda sekecektim ceylan gibi. Olmadı kaderde yokmuş. Neyse öhüm. Ertesi sabah kalbim ağzımda telefonu elime aldım mesajlara girdim. Gülmüş beyefendi. Dalga geçmiş. (Planet Romeo da nicki farklıydı ben de o nicknini yazıp gülmüştüm. O da Planet mi indirdin yazmış. Hödüklüğe bakar mısın İlan-ı aşk ediyorum ben orada, adamsa "Ahahahah Planet mi indirdin?" evet canım plinit indirdim. Uyuz.) Bende bir moral çöküklüğü ki sorma. Ağlayamıyorum, ağlasam rahatlayacağım . İki gün geçti acım daha taze. Çok özledim ya of.
Onu unutana kadar uyusak oluyo mu?
Favorimi bulana dek size her yazımda farklı isim takmaya karar verdim kusruma bakmeyiniz efennim.
Bizim bu mal, aptal, özürlü ya da deli Kedimiz yeni yeni açılan bir insan. Kurduğu duvarlarını yeni yeni açıp "Ben de varım! Ben de bir bireyim!" demeye yeni yeni başladı. Bu yüzden güven onun için en büyük faktördü. Birileriyle yazışmaya başladı (Ah o Hornet yok mu ah!) ve birileriyle buluştu. O kadar samimi ve sıcaktılar ki başta çekindi, ürktü (tipik kedi). Sonra o sıcaklık ona o kadar büyük bir güven vermeye başladı ki onu kendine sığınak belledi, gözleri, kalbi, teni hep onu arar oldu.
Evet ben aslında tam anlamıyla birilerine kendimi vermedim ki veremem bu kadar sürede "Al bu kalp senin tapulu malındır!" gibisinden... Ben sadece çok güvendim. Ki çok zor güvenirim. Güvenim yıkılırsa da tekrar kurmak çok zor olur. Evet, birileriyle buluştum. Konuştuk, bana ortamı gösterdi, yağmurda aynı şemsiyenin altında onun omuzuna yattım (yazar burada özlemle gülümser), elimi tuttu (telefonuna dokunmayayım diyeydi ama tuttu yani banane) vee öptü diyemem öpmedi pislik.
Sadece iki kere buluştuk. Ve ben ilkine giderken hazırlanmamıştım bile, ikincisine ise o kadar çok hazırlandım ki bilse sırf ona üzülürdü yine bu olmazdı :/ Deli gibi yağmur yağıyor, her yer karanlık, gökyüzü magentadan eflatuna geçiş yapıyor, onun kolu benim omzumda, benim başım onun omuzunda, elim elimde ve sıcaklığını hissediyorum teninden yayılan o tatlı kokuyla. Kendime kızıyorum şu an neden öpmedin diye. Akıl işte. Neys. Bu ona güvenme, gözlerimin onu araması, "Nerededir acaba?" diye düşünme evlerine ne zaman geçtim ben bile fark edemeden kendimi onun fotoğraflarına bakıp "Ne güzel gülümsüyor öyle şerefsiz yaaa (yazarın içi eridi kalmadı bittiiii)" diye iç çeker halde buldum. Durum bu haldeyken ağzını aramaya gerek kalmadan direk "Biz arkadaşız." mesajını ekranımdan çıkarıp yüzüme şöyle şaklata şaklata vuraraktan beni kendime getirdi.
Olmayan aşk hayatım boyunca görebileceğiniz en olgun halimle zerre acı ve pişmanlık duymadan (Artık yalandan nevri dönen yazar yavaştan çarpılmaya başlar) ona "Biz daha fazla konuşursak işler kötü yöne gidecek. Ben sana doğru çekiliyorum ve şu an uzaklaşmazsam ben acı çekeceğim ve sen ya kendini yırtacaksın kalbimi kırmadan konuşmayı kesmek için veya reddetmek için, ta da rahatsız bir şekilde direk konuşmayı keseceksin gördüğün yerde yüzüme bakmayacaksın, çünkü benden hoşlanmıyorsun biliyorum." yazdım ve yollayıp uyudum (gülmeyin).
O kadar korkmuştum ki cevabından , o kadar hazır değildim ki kaçtım. Ve o uyuz ne yazmış, "Sen öyle istiyorsan *3 Tane Utanmış Smiley*" ..........!!!!!
Arkadaş kalalım falan dese bari ona bile "Mesudum çok mesudum!" diyerekten kırlarda sekecektim ceylan gibi. Olmadı kaderde yokmuş. Neyse öhüm. Ertesi sabah kalbim ağzımda telefonu elime aldım mesajlara girdim. Gülmüş beyefendi. Dalga geçmiş. (Planet Romeo da nicki farklıydı ben de o nicknini yazıp gülmüştüm. O da Planet mi indirdin yazmış. Hödüklüğe bakar mısın İlan-ı aşk ediyorum ben orada, adamsa "Ahahahah Planet mi indirdin?" evet canım plinit indirdim. Uyuz.) Bende bir moral çöküklüğü ki sorma. Ağlayamıyorum, ağlasam rahatlayacağım . İki gün geçti acım daha taze. Çok özledim ya of.
Onu unutana kadar uyusak oluyo mu?
Etiketler:
eşcinsel aşk,
first date,
gay,
gay date app,
gay love,
homoseksüel,
homosexual,
hornet,
ilk buluşma
24 Mart 2015 Salı
Duvarları Yıkmak
Merhaba!
Kedi size yazmayı aslında çok daha önceleri planlıyordu ama olmadı (tembellikten).
Bir önceki yazımda bahsetmiştim 3 önemli olaydan. Bunlardan biri lens alışverişimdi. Asya hayranı olduğum için onların trendlerini de sıkı şekilde takip ediyorum. Yıllardır bilinen Circle Lens leri ben onlarda görünce neye uğradığımı şaşırdım çünkü gözlerin daha büyük görünmesini sağlıyor, uyanık ve dinç görünmeniz için gözlerinizi açıyor. Bu sayede küçük göz konusunda kompleksi olan Asyalılarımızın gözleri daha büyük ve yuvarlak görünüyor... Ben de kör olduğumdan ve gözlüklerimden sıkıldığımdan bir farklılık istedim(tamamen onlara olan özentimden kaynaklı).
Bir diğer olay Hornet programı ile tanıştığım biriyle buluşmamdı. İlk kez buluşacaktım ve neyime güvenerek kabul ettim bilmiyorum ama ettim. Buluşacağımız yeri ve saati ayarlayınca geriye bir tek hazırlanmak kalıyordu ki en önemli kısımdı benim için. Uzuun uzun düşünerek hazırlandım ve yola koyuldum. Yol boyunca mesajlaşıyorduk "Geldin mi? / Neredesin şu an?" gibisinden. Buluşacağımız yere vardığımda mesaj attım orada olduğumu bildirmek amacıyla ve gelen kutumu yeniledim. Yenilememle mesajlarının yok olması bir oldu. Hem üzüldüm hem şaşırdım. Ne olduğunu anlamaya çalışırken çevremde hala onu arıyordum. "Engelledi galiba... Belki ben yanlışlıkla engellemişimdir." düşünceleriyle programın altını üstüne getirdim ama yok, ben engellememişim. Bunları yapana dek yarım saat geçmişti ve ben hala çevremdekilere bakınıyordum. Gelirse pişman olmamak için orada bir yarım saat daha bekleyip dönmeye karar verdim. Tabii ki gelen giden olmadı ve engellenmiştim.
Kedicik zorla yuvasından çıkmıştı o da hayal kırıklığı dolu oldu iyi mi !
Etiketler:
aşk,
buluşma,
eşcinsel,
gay,
homoseksüel,
homosexual,
hornet,
ilkbuluşmam
17 Mart 2015 Salı
Bir Türk Filmi Klasiği; Fortlanmak + Toplu Taşıma Tacizleri
Eveet. Duşumu aldım, maskemi yaptım ve olmazsa olmazım çilekli sütümü içerkene sizlere sıkıcı hayatımdan bir "Annyeong!"(Küfretmedim Annyeong Korece'de Selaam/Merhabaa dimek.)
3 önemli (ıı bir tanesi size o kadar da önemli gelmeyebilir kkk ~) event meydana geldi son yazımdan beri. Hornet denilen uygulama ile biriyle buluşacak cesareti gösterdim, Asya'nın göbeğinden gelen lenslerim sayesinde gözlüklerimden kurtuldum, metroda tacize uğradım.
Evet evet. Bayağı travma atlattım sayılir. İyiyim ama. Yani umarım iyiyimdir. Şimdi İzmirli gençler bilir Göztepe ve Karşıyaka meselesini. Azılı rakiplerimiz sağolsunlar bazen çizgiyi aşabiliyorlar. Öhüm neyse. Ben yurtta kaldığımdan kargo alamıyorum. Geliyor, idare alamıyor ve yetmiyor bize haber verilmiyor. Bu yüzden kargomun kaybolmasından korkarakadres olarak okuldan samimi bir arkadaşımınkini verdim. Kargo gelmiş ama ailesi durumu açıklayamamışlar. PTT görevlisi beni aradı ama nasıl ukalayız.
"Siz o adreste ikamet(umarım böyle yazılıyordur) etmediğinizden kargonuzu teslim de edemedim ihbar belgesi de bırakamadım. Telefonunuzu görmesem kargoyu çoktan geri göndermiştim. -Bu arada ben durumu açıklıyorum - Yani ben bu kargoyu merkez şubeye ihbar edeceğim. Onlar geri postalamadan siz bir gidip deneyin şansınızı. Artık görevlinin insafına kaldınız. Dıt dıt dıt..."
Bu konuşmayı da okula giderken yaşıyorum tabii bende moral 0. 1 ay bekledim o kargo için ben lan. Merkez şube de ebesinin hörekesinde. Git Allah git. Neyse ertesi gün haftasonuydu ve ben internette araştırıp Merkez Şubelerin Cumartesi günleri öğlene kadar açık olduklarını okudum. Bir umut çıkıverdim yola. Gittim ama geç kaldım tabii kapalıydı. Dönerken metro istasyonu tıklım tıklımdı. Göztepe'nin maçı varmış. Ağzına kadar dolu olan trene binmeye çalıştık tabii ite kaka. Ben de kapının hemen önüne kaldım. Tam karşımda da 10-15 kişlik bir Göztepeli grubu var. Birisi aniden yanıma yaklaştı ve kıkırdayarak "Bakın burada ne buldum." dedi. Diğerleri katıla katıla güldüler ve ardından kalçamın hemen altına tekme yedim. Ne olduğunu anlamak için döndüğümde birini yerde gördüm. Herhalde sendeledi ve düşerken istemsiz olarak ayağını bana doğru savurdu diyerekten önüme döndüm ama belimde bir baskı var. Birileri dirseğiyle(olduğunu düşünüyorum) beni dürtüyor. 1 olur 2 olur 3 olur. Bunlar gülmeye devam ediyorlar. Başta bana sırıtan arkadaş da "Istersen arkanı kapıya dön kardeş *hahahahha* ne olur ne olmaz" diye kahkahayı patlatmasın mı? Bunlar aynı anda bana dokunmaya başladılar. Biri parmaklarını pantalonumun arka cebine sokar diğeri baldırımın arkasını okşar. Terliyorum sinirden, çok fazlalar yardım çağrısı atarcasına insanların gözlerinin içine bakıyorum. Hepsi kafayı çeviriyor. Yardım edin diye sesleniyorum kimse duymuyor.
Daha o kadar salağım ki "Müsaade eder misiniz?" diye sorup bir sonraki durakta iniyorum. Orada da peşmden geliyorlar ve ben aktarma yapacağım onları kaybetmek için. Özel firmanın metrosune doğru ilerlerken kendimi hem ağlar hem koşar halde buldum. Kalabalığı gördüğüm yerde aralarına dalıyor, ortalarında saklanıyordum. Böyle böyle ilerlerken kendimi kaybettirdiğimden emin olunca rahat rahat ağlayıp yurda döndüm.
Kedicik cidden çok korkmuştu. Titreye titreye saklanacak bir delik ararken yine bir başına olduğunu hatırlamak biraz ağırdı...
~
3 önemli (ıı bir tanesi size o kadar da önemli gelmeyebilir kkk ~) event meydana geldi son yazımdan beri. Hornet denilen uygulama ile biriyle buluşacak cesareti gösterdim, Asya'nın göbeğinden gelen lenslerim sayesinde gözlüklerimden kurtuldum, metroda tacize uğradım.
Evet evet. Bayağı travma atlattım sayılir. İyiyim ama. Yani umarım iyiyimdir. Şimdi İzmirli gençler bilir Göztepe ve Karşıyaka meselesini. Azılı rakiplerimiz sağolsunlar bazen çizgiyi aşabiliyorlar. Öhüm neyse. Ben yurtta kaldığımdan kargo alamıyorum. Geliyor, idare alamıyor ve yetmiyor bize haber verilmiyor. Bu yüzden kargomun kaybolmasından korkarakadres olarak okuldan samimi bir arkadaşımınkini verdim. Kargo gelmiş ama ailesi durumu açıklayamamışlar. PTT görevlisi beni aradı ama nasıl ukalayız.
"Siz o adreste ikamet(umarım böyle yazılıyordur) etmediğinizden kargonuzu teslim de edemedim ihbar belgesi de bırakamadım. Telefonunuzu görmesem kargoyu çoktan geri göndermiştim. -Bu arada ben durumu açıklıyorum - Yani ben bu kargoyu merkez şubeye ihbar edeceğim. Onlar geri postalamadan siz bir gidip deneyin şansınızı. Artık görevlinin insafına kaldınız. Dıt dıt dıt..."
Bu konuşmayı da okula giderken yaşıyorum tabii bende moral 0. 1 ay bekledim o kargo için ben lan. Merkez şube de ebesinin hörekesinde. Git Allah git. Neyse ertesi gün haftasonuydu ve ben internette araştırıp Merkez Şubelerin Cumartesi günleri öğlene kadar açık olduklarını okudum. Bir umut çıkıverdim yola. Gittim ama geç kaldım tabii kapalıydı. Dönerken metro istasyonu tıklım tıklımdı. Göztepe'nin maçı varmış. Ağzına kadar dolu olan trene binmeye çalıştık tabii ite kaka. Ben de kapının hemen önüne kaldım. Tam karşımda da 10-15 kişlik bir Göztepeli grubu var. Birisi aniden yanıma yaklaştı ve kıkırdayarak "Bakın burada ne buldum." dedi. Diğerleri katıla katıla güldüler ve ardından kalçamın hemen altına tekme yedim. Ne olduğunu anlamak için döndüğümde birini yerde gördüm. Herhalde sendeledi ve düşerken istemsiz olarak ayağını bana doğru savurdu diyerekten önüme döndüm ama belimde bir baskı var. Birileri dirseğiyle(olduğunu düşünüyorum) beni dürtüyor. 1 olur 2 olur 3 olur. Bunlar gülmeye devam ediyorlar. Başta bana sırıtan arkadaş da "Istersen arkanı kapıya dön kardeş *hahahahha* ne olur ne olmaz" diye kahkahayı patlatmasın mı? Bunlar aynı anda bana dokunmaya başladılar. Biri parmaklarını pantalonumun arka cebine sokar diğeri baldırımın arkasını okşar. Terliyorum sinirden, çok fazlalar yardım çağrısı atarcasına insanların gözlerinin içine bakıyorum. Hepsi kafayı çeviriyor. Yardım edin diye sesleniyorum kimse duymuyor.
Daha o kadar salağım ki "Müsaade eder misiniz?" diye sorup bir sonraki durakta iniyorum. Orada da peşmden geliyorlar ve ben aktarma yapacağım onları kaybetmek için. Özel firmanın metrosune doğru ilerlerken kendimi hem ağlar hem koşar halde buldum. Kalabalığı gördüğüm yerde aralarına dalıyor, ortalarında saklanıyordum. Böyle böyle ilerlerken kendimi kaybettirdiğimden emin olunca rahat rahat ağlayıp yurda döndüm.
Kedicik cidden çok korkmuştu. Titreye titreye saklanacak bir delik ararken yine bir başına olduğunu hatırlamak biraz ağırdı...
~
Etiketler:
aile,
aile olabilmek,
aile olmak,
eşcinsel,
eşcinsel aşk,
farklıolmak,
first love story,
gay,
gay love,
günlük,
homofobi,
homophobia,
ilişki uzmanı,
ilk aşk,
itiraf,
kedigiller,
şiddet,
yaoi,
yurt anıları
1 Mart 2015 Pazar
Aile Kurmak ve Aile Olabilmek
Ben hiç bir zaman bir aile olduğumuza inanmadım ki bu durumun en büyük örneği kendilerini zerre alakadar etmeyen bir konudaki tercihimi öğrenen ailemin tutumuydu.
Oda arkadaşlarımla aram çok kötü. Duş jeli veya şampuan kullanmayı bilmediklerinden içerisinin kokusu gerekse yataklarından yayılan koku yüzünden sürekli olarak uyarmaktan artık ben yoruldum. Sifon çekmeyi bilmeyen bir çift zekanın klozet kapağını kapadım diye benimle tartışması da ayrı saçmalık. Yemekhanede ekmek yememem "gavur" olarak damgalanmama sebep oldu. Canım istediğinde en yakın Kipa'dan gidip meyve almam da "zengin züppe" diye anılmama....
Tabii bu can sıkıntısını aileme anlatmayı daha senenin başından kestim. Ne zaman açıklasam sorunlarımı "Sen istedin orada okumayı katlanacaksın." dediler. Ve ben bu saçmalığı çekmeye devam ettim.
Pizza yemeye götürdüğüm barzolar hayatlarında pizza yememişler cidden. "Ben yedim pizza ya severim" dediler. Ben de karışmadım ne seçtiklerine ya da düşüncelerine. Ben pizza uzmanı sayılmam ama en azından bilmediğim bir şeyi yerken damak zevkimi anlatır ona göre yardım isterim ki sevmeyeceksem bile en azından damak tadıma yakın olsun diye. Tabii yedikten sonra da "Aynı fiyata iskender yerdim ben be. O neydi lan öyle" muhabbetiyle karşılandım ki bu da o zengin züppe olayının temel taşı oldu. Gratis alışverişlerim onların çok ilgisini çekiyor çünkü bırakın kozmetik satan bir shop a girmeyi kozmetik reyonundan kendilerine deodorant almaya bile çekiniyorlar.
Anneme anlatıyorum olanları. Sonra gece gece telefonla konuşma muhabbeti çıktı ve kavga oldu odada. Biri birine gıcık olunca doğal olarak her hareketi gözüne batıyor. Bu yüzden de bir sürü salak saçma konudan kavga çıkıyor. Annem az önce beni aradı ben de meşgule alıp mesajla dönecektim. Açıklamasını yazıyordum ki tekrar aradı açtım kısaca görüşüp kapadım hemen arkadan laf yedim tabii ki. Ondan sonra ben anneme uzun uzun mesajları attım arkasından benden 5 yaş küçük kardeşim ağzıma etti affedersiniz. Demediği şey kalmadı ve ben hayretler içerisinde okudum mesajları. Neye uğradığımı şaşırdım. Nereden buluyordu bu saygısız davranabilme hakkını biliyordum.
Ailem beni sürekli ezdi ve kardeşlerim ezince de doğru bir şey yapıyorlarmış gibi güldüler. Onların da bilinç altına "Onu ezmek doğru bir şeydir"şeklinde bir yapı oturdu. Semesterdan bu yana ağlamadan geçen tek bir günüm bile olmadığı için aileme buradan teşekkür ederim.
"Sizleri sevmeye ve güvenmeye çalıştıkça elinizden geldiği kadarıyla beni itiyorsunuz. Sizden uzaklaşıyorsam bu sizin yüzünüzden teşekkürler." (asla okuyamayacakları mektubumdan kesit.)
Kedi Depresyonda
~
Oda arkadaşlarımla aram çok kötü. Duş jeli veya şampuan kullanmayı bilmediklerinden içerisinin kokusu gerekse yataklarından yayılan koku yüzünden sürekli olarak uyarmaktan artık ben yoruldum. Sifon çekmeyi bilmeyen bir çift zekanın klozet kapağını kapadım diye benimle tartışması da ayrı saçmalık. Yemekhanede ekmek yememem "gavur" olarak damgalanmama sebep oldu. Canım istediğinde en yakın Kipa'dan gidip meyve almam da "zengin züppe" diye anılmama....
Tabii bu can sıkıntısını aileme anlatmayı daha senenin başından kestim. Ne zaman açıklasam sorunlarımı "Sen istedin orada okumayı katlanacaksın." dediler. Ve ben bu saçmalığı çekmeye devam ettim.
Pizza yemeye götürdüğüm barzolar hayatlarında pizza yememişler cidden. "Ben yedim pizza ya severim" dediler. Ben de karışmadım ne seçtiklerine ya da düşüncelerine. Ben pizza uzmanı sayılmam ama en azından bilmediğim bir şeyi yerken damak zevkimi anlatır ona göre yardım isterim ki sevmeyeceksem bile en azından damak tadıma yakın olsun diye. Tabii yedikten sonra da "Aynı fiyata iskender yerdim ben be. O neydi lan öyle" muhabbetiyle karşılandım ki bu da o zengin züppe olayının temel taşı oldu. Gratis alışverişlerim onların çok ilgisini çekiyor çünkü bırakın kozmetik satan bir shop a girmeyi kozmetik reyonundan kendilerine deodorant almaya bile çekiniyorlar.
Anneme anlatıyorum olanları. Sonra gece gece telefonla konuşma muhabbeti çıktı ve kavga oldu odada. Biri birine gıcık olunca doğal olarak her hareketi gözüne batıyor. Bu yüzden de bir sürü salak saçma konudan kavga çıkıyor. Annem az önce beni aradı ben de meşgule alıp mesajla dönecektim. Açıklamasını yazıyordum ki tekrar aradı açtım kısaca görüşüp kapadım hemen arkadan laf yedim tabii ki. Ondan sonra ben anneme uzun uzun mesajları attım arkasından benden 5 yaş küçük kardeşim ağzıma etti affedersiniz. Demediği şey kalmadı ve ben hayretler içerisinde okudum mesajları. Neye uğradığımı şaşırdım. Nereden buluyordu bu saygısız davranabilme hakkını biliyordum.
Ailem beni sürekli ezdi ve kardeşlerim ezince de doğru bir şey yapıyorlarmış gibi güldüler. Onların da bilinç altına "Onu ezmek doğru bir şeydir"şeklinde bir yapı oturdu. Semesterdan bu yana ağlamadan geçen tek bir günüm bile olmadığı için aileme buradan teşekkür ederim.
"Sizleri sevmeye ve güvenmeye çalıştıkça elinizden geldiği kadarıyla beni itiyorsunuz. Sizden uzaklaşıyorsam bu sizin yüzünüzden teşekkürler." (asla okuyamayacakları mektubumdan kesit.)
Kedi Depresyonda
~
Etiketler:
aile,
aile olabilmek,
aile olmak,
eşcinsel,
eşcinsel aşk,
farklıolmak,
first love story,
gay,
gay love,
günlük,
homophobia,
ilişki uzmanı,
itiraf,
kedigiller,
şiddet,
yaoi
26 Şubat 2015 Perşembe
Yalnız Kedi
300 küsur köpeğin ortasında kalmış bir kedi olarak yardım çağrısı yapmaktan ciğerim soldu.
Üniversitede yurtta olmanın verdiği bütün depresif yan etkileri kemiklerime kadar hissediyorum. Yalnızım; oda arkadaşlarım barzoluktan ölmek üzereler. İsilik döküyorum; adamlar istediğimiz zaman nevresim takımlarımızı değiştirmemize izin veriyor ama oda arkadaşım tam 4 aydır aynı nevresim takımını kullanıyor = odaya burnuna mandal takmadan girilmiyor. Bir de sabah 4'e kadar uyumayan tayfa var ki sağ olsunlar sayelerinde hiç derse geç kalmıyorum. Tenks.
Çoğu zaman pes etme sınırına ulaştım. Yanımdakinin siyasetini dinlemekten ciğerim soldu. Laptop'umda yazı yazmaya kalkınca "Klavyeyle daha ne kadar boğuşacaksın?" diye laf yer oldum. Eve çıkacağım kafa bir arkadaşım ya da sevgilim olmadığından mahkumum buralara bu sene anlayacağınız. Artık ağlama krizlerime devam ben bunu hak etmiyorum diyerekten...
Askerliği düşünemiyorum bile ^^
Çok titiz bir şekilde ve en ince ayrıntısına kadar düşünen birisi olduğumu söylemekten nefret ediyorum ama bu yüzden kafama çok takıyorum. 6 kişiyle aynı banyoyu kullanırken bir kaç kere midemdekileri çıkarttığım doğrudur. Zira sifon nedir bilmeyen arkadaşlarla yaşıyorum. Laf etmeye geldiği zamansa çeneleri asla düşmüyor. Anneleri hiç mi temizlik öğretmemiş onu da merak ediyorum ayrıca...
Bir de sanki akrabam gibi giyimimden davranışlarıma kadar bir süzüşleri var aklınız hayaliniz almaz. Ben anne babamdan (ki ne kadar baskıcı olduklarını anlattım.) bu kadar anormal bir süzüş görmedim bunlardan görünce tuhafıma kaçıyor.
Duyurulur :D İzmir'de ev arkadaşı arayan gençlerimiz görüşmeye açığım :P :D
Delirmek üzereyim help.
Kedi..
![]() |
| Ben. |
Üniversitede yurtta olmanın verdiği bütün depresif yan etkileri kemiklerime kadar hissediyorum. Yalnızım; oda arkadaşlarım barzoluktan ölmek üzereler. İsilik döküyorum; adamlar istediğimiz zaman nevresim takımlarımızı değiştirmemize izin veriyor ama oda arkadaşım tam 4 aydır aynı nevresim takımını kullanıyor = odaya burnuna mandal takmadan girilmiyor. Bir de sabah 4'e kadar uyumayan tayfa var ki sağ olsunlar sayelerinde hiç derse geç kalmıyorum. Tenks.
Çoğu zaman pes etme sınırına ulaştım. Yanımdakinin siyasetini dinlemekten ciğerim soldu. Laptop'umda yazı yazmaya kalkınca "Klavyeyle daha ne kadar boğuşacaksın?" diye laf yer oldum. Eve çıkacağım kafa bir arkadaşım ya da sevgilim olmadığından mahkumum buralara bu sene anlayacağınız. Artık ağlama krizlerime devam ben bunu hak etmiyorum diyerekten...
Askerliği düşünemiyorum bile ^^
Çok titiz bir şekilde ve en ince ayrıntısına kadar düşünen birisi olduğumu söylemekten nefret ediyorum ama bu yüzden kafama çok takıyorum. 6 kişiyle aynı banyoyu kullanırken bir kaç kere midemdekileri çıkarttığım doğrudur. Zira sifon nedir bilmeyen arkadaşlarla yaşıyorum. Laf etmeye geldiği zamansa çeneleri asla düşmüyor. Anneleri hiç mi temizlik öğretmemiş onu da merak ediyorum ayrıca...
Bir de sanki akrabam gibi giyimimden davranışlarıma kadar bir süzüşleri var aklınız hayaliniz almaz. Ben anne babamdan (ki ne kadar baskıcı olduklarını anlattım.) bu kadar anormal bir süzüş görmedim bunlardan görünce tuhafıma kaçıyor.
Duyurulur :D İzmir'de ev arkadaşı arayan gençlerimiz görüşmeye açığım :P :D
Delirmek üzereyim help.
Kedi..
Etiketler:
eşcinsel,
eşcinsel aşk,
farklıolmak,
first love story,
gay,
gay love,
homofobi,
homophobia,
ilk aşk,
itiraf,
kedigiller,
şiddet,
yaoi,
yurt anıları
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

